kiss me_six pence none the richer Evet yetişemiyorsunuz bana ve ben yavaşlayamıyorum. Umurumda mı? Uzun süre umurumda oldu. Çok uzun süre. Sonra dedim ki bırak. Vardır senin gibi koşmayı bilen birileri..
Ne zaman karnımda kelebekler uçuşsa o kelebekleri bağırsaklarıma yollamayı biliyor hayatımı aptal peri masallarına dönüştüren adamlar. Mutlu başlayan masallarıma boklu sonlar ekliyor; yaşamaya devam ediyorum. Aslında kendimi de anlamıyorum günlerce o adam için ölen, onsuz nefes bile alamayan ben ansızın banane yeaaa bokumu yesin diyip onu hayatımdan siliyorum. Hiç var olmamalarına hiç yok olmalar eklemek gibi..
Bir anda hiç dokunulmamış hissetmeye başlıyorum. Bütün anılar siliniyor en çamaşır sulu haliyle.. Hafıza sıfırlanıyor, bomboş bir hiçlik. Etimden kanımdan izleri siliniyor, ağzımdan tatları gidiyor ve ben Hissizleşiyorum.
Kendimi en çok bu zamanlarda kuvvetli hissediyorum. Ne kadar ruhsuzsam o kadar güçlüyüm. Sonra geriye dönüp dönüp diyorum ki kendime aslında iyi birşeydim ben. Neden neden. eksik ama ne neden eksik. Belkide fazla. Tuzu fazla biberi az bir yemek gibi bir şey.. Tam değil belki de herşey çok fazla belki de ben fazlayım.
Bugüne kadar kimseye kızmadım yargılamadım. Biliyorum herkesin yaşadığı ve yaptığı herşeyde kendine göre bir mantığı bir sebebi var. Sadece bazen canım acıyor, neden kendinize bunları yapıyorsunuz diyorum. Nefes alın yaşayın hissedin, kapamayın kapılarınızı. Ve beklenen oluyor, ben kapılarımı kapamayı öğreniyorum...
Teşekkürler Türkiye bana sıradan olmayı öğrettiğin için....
Ocak 2012-Sistanbulll

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder